• Yazkan & Gedik Avukatlık Ortaklığı

Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava Karşılaştırması

Bu karşılaştırma yazısında belirsiz alacak davası ve kısmi davaların kapsamı ve niteliğine ilişkin genel açıklamalara yer verilirken, aynı zamanda belirsiz alacak davası ve kısmi davanın arasındaki benzerliklerin ve temel farkların ne olduğunu gerek Yargıtay Kararları gerek de doktrinsel gelişmeler ışığında incelemek amacıyla hazırlanmıştır.



BELİRSİZ ALACAK DAVASI NEDİR?


Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 107. maddesi uyarınca alacaklılara, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası imkanı tanınmıştır. Alacağın kesin ve belirlenebilir olduğu durumlarda belirsiz alacak davası açılamayacaktır.


Buna göre, alacak tutarını belirleyemeyen alacaklı, belirlenebilen asgari kısmı üzerinden harç yatırarak dava açması ve sonradan mahkemece belirlenecek tutar üzerinden eksik harç tamamlayarak talebini artırması mümkündür.


O halde belirsiz alacak davasının açılabilme şartları; talep sonucunun miktarının belirlenmesinin imkansız veya davacıdan beklenemeyecek olması, alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari değeri gösterme zorunluluğu (dava dilekçesinde geçici talep sonucunun belirtilmesi ve talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi) olarak sayılabilecektir.


Belirsiz alacak davası eda davası, tespit davası ve kısmi eda külli tespit davası niteliğinde açılabilecektir.


Uygulamada belirsiz alacak davası açılırken hangi alacak kalemlerinin belirsiz alacak sayılabileceği konusunda, özellikle işçilik alacaklarının belirsiz alacak olarak kabul edilip edilmeyeceği hakkında ve koşulları oluşmadan açılan ve alacağın esasen belirlenebilir olduğu belirsiz alacak davalarında mahkemelerin nasıl bir yol izleyeceğini konusunda kanun sessiz kalmaktadır, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında ise ortak bir yaklaşım bulunmamaktadır.


Ancak uygulamadaki kayıt dışı istihdam ve kayıtlı olsa da hakların gerçek dışı ve eksik olarak belirtildiği bordro uygulamalarının yaygınlığı göz önünde bulundurulduğunda belirtilmelidir ki; işçiden tazminat ve diğer işçilik alacaklarının hesabında ücrete esas alınan kalemlerin tam ve doğru şekilde bilmesi beklenemeyecek, işçilik alacakları yönünden işçinin yalnızca eline geçen ücreti bilmekte olduğu yadsınamayacaktır. Ancak buna rağmen kısmi davaya göre açılması daha avantajlı olabilecek belirsiz alacak davasındansa Yargıtayın işçilik alacağı kalemlerinin tamamına yakınını belirsiz alacak olarak kabul etmemesi dikkate alındığında, HMK md. 109’daki koşullara uyduğu takdirde, işçinin işçilik alacaklarına ilişkin davasını kısmi dava olarak açması uygulama açısından daha yararlı olacaktır.


KISMİ ALACAK DAVASI NEDİR?


HMK’nın 109. maddesinde düzenlenen kısmi dava; aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın veya hakkın belirli bir kısmının talep edilmesidir. O halde kısmi dava açılabilmesi için alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olmalı ve alacağın şimdilik belirli bir kısmı dava edilmelidir. Bunun için talep konusu alacağın bölünebilirlik nitelikte olması zaruri bir niteliktir.


Davacının davasını açarken açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu olmayıp, dava dilekçesindeki açıklamalardan alacağın dava edilenden daha fazla olduğunun ve şimdilik yalnızca bir kısmının dava edildiğinin anlaşılması gerekli ve yeterlidir. Uygulamada "Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaktadır." veya ‘"Alacağın şimdilik … kadarı dava ve talep edilmektedir." şeklindeki belirtilmektedir.


Talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir olmadığı durumlarda da kısmi dava açılabilecektir. Ancak hukuki yararın mevcudiyetinin gerekliliği ve hakkın kötüye kullanılması yasağının bulunduğu da unutulmamalıdır.


BELİRSİZ ALACAK DAVASI İLE KISMİ DAVANIN KARŞILAŞTIRILMASI

  • Kısmi dava ve belirsiz alacak davası hem eda davası hem de tespit davası niteliğinde açılabilecektir.

  • Belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki en temel farklılık talep sonucu bakımından ortaya çıkmaktadır; kısmi davada dava açıldığı sırada dava değeri belirli iken, belirsiz alacak davasında davacının dava açtığı sırada gösterdiği değer geçici olup, bununla birlikte yargılama sırasında ortaya çıkacak alacağın tamamının da hüküm altına alınması istenmektedir.

  • Belirsiz alacak davası ile kısmi davayı birbirinden ayıran diğer iki temel fark ise zamanaşımı ve faiz talebi yönünden ortaya çıkacaktır.


Zamanaşımı Yönünden:

  • Belirsiz alacak davasında zamanaşımı sadece geçici talep için değil, tüm alacak için kesilir.

  • Ancak kısmî davada zamanaşımı sadece talep edilen kısım için duracaktır.


"Yukarıda da izah edildiği üzere, belirsiz alacak davasında zamanaşımı, davanın açılmasıyla birlikte alacağın tümü için kesilirken, kısmi davada sadece dava edilen alacak yönünden kesilir. Diğer taraftan, belirsiz alacak davasında, davalı daha önceden temerrüde düşürülmediyse faiz başlangıcı alacağın tamamı için dava tarihi iken, kısmi davada, dava edilen alacak miktarı için dava tarihinden, ıslah yolu ile davaya dâhil olunan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faiz işleyecektir.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/7-1107, K. 2020/16, T. 14.1.2020)


Faiz Talebi Yönünden:

  • Yine aynı şekilde kısmi davada dava edilen alacak miktarı için dava tarihinden, ıslah yolu ile davaya dahil olunan kısım için faiz başlangıç tarihi ıslah dilekçesi tarihidir.

  • Belirsiz alacak davasında ise faiz başlangıç tarihi dava tarihidir.

“Öte yandan yine belirsiz alacak davasının Kanuna konuluş amacı ve davanın niteliği dikkate alındığında, dava tarihinden önce gerçekleşen bir temerrüt olgusunun bulunmadığı durumlarda belirsiz alacak davasında yargılama sonucunda miktarı tam ve kesin olarak belirlenen alacağın tümü için temerrüt, davanın açıldığı tarihte gerçekleşeceğinden faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir.” (Yargıtay 3. HD, E. 2019/5988, K. 2020/1845, T. 2.3.2020)


Bu iki dava arasındaki bir diğer önemli ayrım ise hüküm konusunda ortaya çıkmaktadır. Belirsiz alacak davasında amaç alacağın tamamına ilişkin bir hüküm kurdurmak olup, karar sonucu da alacağın tamamına ilişkin hüküm ve sonuçlar doğuracaktır. Kısmi davadaki karar ise alacağın tamamı için değil, yalnızca dava edilen kısım bakımından hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır.


Şartları oluşmadan açılan, asıl alacağın aslında belirlenebilir olduğu bir belirsiz alacak davasına kısmi dava olarak devam edilip edilemeyeceğine ilişkin kanun açık olmamakla birlikte, konu ile ilgili ne doktrinde ne de Yargıtay içtihatlarında bir fikir birliği oluşmamıştır.


Şartları oluşmadan açılan belirsiz alacak davasına kısmi dava olarak devam edilemeyeceğine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararı;

“Belirsiz alacak davası ile kısmi dava konusu, amacı ve sonuçları bakımından birbirinden tamamen farklı iki dava türüdür. Her iki davanın mahkemeden istenen hukuki korumaya göre eda davası olması ve ortak bazı özelliklerinin bulunması bu sonucu değiştirmemektedir. Belirsiz alacak davası açan davacı, kısmi davanın sonuçlarından yaralanamayacağı gibi kısmi dava açan davacı da belirsiz alacak davasının sonuçlarından yararlanamaz. Hakim de kısmi dava olarak açılmış bir davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendiremeyeceği gibi, belirsiz alacak davası olarak açılan davaya da kısmi dava olarak devam edemez.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2014/15-439 K. 2016/207 T. 2.3.2016)


Şartları oluşmadan açılan belirsiz alacak davasına kısmi dava olarak devam edilebileceğine ilişkin Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin kararı;

Somut olayda, davacının dava dilekçesinde açıkladığı olaylar ve istemleri dikkate alındığında; taraflar arasında uyuşmazlık olsa da davacı; dava tarihi itibarıyla alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumdadır. Bu durumda davacı vekili dava dilekçesinde davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını belirtmiş olsa da mahkemenin davanın belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava olduğu yönündeki kabulü yasaya uygundur. Bu sebeple açılan bu dava 2.000,00 TL’lik kısmi davadır.” (Yagıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2017/1471, K. 2017/3192, T. 28.9.2017)


88 görüntüleme0 yorum